Bir Ressamın Gözünden Çağımıza Sezgisel Bir Bakış – Huri Kiriş

Sanatçılarla sohbet etmeyi seviyorum. Mesleki şapkalarımdan biri Sanat İletişimi olunca, en sık karşılaştığım insanlar bir sanat disiplinine kendisini adamış olanlar oluyor, haliyle. Çoğunun zihni farklı işliyor ve ben (resim olur, heykel olur, film ya da kitap olur, fark etmez) içinde kaybolduğum, sonra kendimi yeniden bulduğum o eserin o yaratıcısını yakından tanımak için karşı konulmaz bir dürtü hissediyorum.

Birazdan aşağıda okuyacağınız sohbet de yine böyle bir merakın ürünü olarak doğdu.

Huri Kiriş-isimsiz-150x250cm

Hem Huri Kiriş ile hem de eserleriyle Istanbul Concept’in geçenlerde sezonun son sergisi olarak lanse ettiği “Sezgi Çağı” isimli sergide tanıştım. Sergi; gerçeğin dinamik ve bireyselleştirilmiş bir kavram olarak evrildiği bu çağda, geleneksel düşüncenin sınırlarını zorluyor ve hatta onu alışılagelmişin ötesine taşıyordu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Kiriş’in farklı boyutlardaki figüratif çalışmaları arasında keşif dolu bir yolculuğa çıktım desem yeridir. Eserlere hayranlıkla bakarken sürpriz detaylarla büyülendim ve üzerine hayli düşündüm. Bu sanatçının 7. kişisel sergisi idi ve ben ilk kez bu kadar yakından bakıyordum yağlıboya tablolarına… Geç kalınmış bir saadet durumu…? 

Sayfadaki eserlere dikkatlice baktığınızda sizin de ömrünü resme adamış Huri Kiriş’i tanımak isteyeceğinize eminim. ?

Sohbetimize geçmeden önce Nur-u Ziya Sokak’ta yer alan Istanbul Concept Gallery’deki serginin 9 Eylül’de sona ereceğini de belirtmiş olayım. Hala zamanınız var yani. ?

Huri Kiriş’ten zihnime işleyenler:

Huri Kiriş-isimsiz-138x104cm

“Bence, yaşadığımız döneme kadar inanç hiç bu kadar hayati olmamıştı. Bilim ve yaşam artık bir inanma sorununa dönüştü.”

“İnsanlık olarak bunu kabul etmeliyiz önce: doğayı değil kendimizi umursuyoruz ve pragmatik olup kendimizi kurtarmalıyız.”

“Ressam olmak için resim yapmak yeterlidir. Ressamlığın en şahane yönü de budur zaten; resim yapmak dışında hiçbir niteliğe ihtiyacınız yoktur.”

“Resmin önünde on saniyeden fazla duruyorsanız iyidir o resim.”

“Sanatçılar sanata koleksiyonerlerden daha fazla yatırım yapıyor.”

Ö.G:Çocukluktan beri resim sanatı ile uğraştığınızı biliyorum, ben neden akademisyen olmaya karar verdiğinizi merak ediyorum. Herkesin fırçasının farklı dans ettiği, dünyayı kendi gördüğü ya da olmasını istediği şekliyle resmettiği bir alanda hoca olmak nasıl bir duygu?

Huri Kiriş 

 HK: Resim yapma süreci benim için çok çalışma isteyen bir süreç. Çok okurum, çok düşünürüm. Bir resmin üzerine aylarca çalışırım. Tüm bu emeğin çıktısı, alım gücü olan bir iki kişinin duvarını süslemekle mi sonuçlanıyor düşüncesi içimi kemiriyordu. En önemli sorun sanat eserinin tabiatındadır: Sanat pahalıdır. Kısıtlı bir kesime hitap eder, bir kişi eseri satın alır; ya duvarına asar ya da depoya yollar.

Temelde bu kadar emeğin daha fazla işe yaramasını istediğim için hoca oldum.

ÖG: Genel olarak sanatınızın ardında yatan düşünceyi nasıl anlatabilirsiniz? Huri olarak dünyaya vermek istediğiniz mesaj nedir?

HK: Aslında bir düşünce var demek doğru olmaz. Bir dürtü var diyelim. Birisi nasıl aklındaki şarkıyı mırıldanırsa ya da diğeri neden ha bire hoplar zıplar, yerinde duramazsa, ben de öyle resim yapıyorum. Yaşadığım dönemin mırıltısı kafamın içinde her zaman.

ÖG: Mevcut serginizi “Sezgi Çağı” olarak adlandırmışsınız… Artık bildiklerimize, gördüklerimize değil, sezgilerimize mi kulak verelim? Şahsen benim için mahsuru yok, zira alışkınım, hayatım boyunca sezgilerimle yaşadığımı düşünüyorum, kendimce gerekçelerim var ancak yine de okurlarımız için soruyorum: Bunu neden yapalım?

HK: Aslında “Sezgilerimize güvenelim.” demiyorum, “Sezgilerimize mi güvenelim?” diye soruyorum. Bilgi çağındayız ama doğruluk, hakikat, gerçek ve nihayetinde bilgi nerede? İnternetin doğuşu ile anladık ki her duyduğumuza inanmayalım, gördüğümüze de inanmayalım; e okuduğumuza hiç inanmayalım. Peki nasıl ulaşacağız bilgiye? Örneğin Covid için yapılan aşı zararlı mı, yararlı mı? Doktor olmadığıma göre her iki tarafta da bulunan doktorların hangisine inanacağım? Bence, yaşadığımız döneme kadar inanç hiç bu kadar hayati olmamıştı. Bilim ve yaşam artık bir inanma sorununa dönüştü. Eskiden Dünya’nın düzlüğünü tartışmak ne kadar absürt gelirdi ancak şimdi buna inanan binlerce insan var.

ÖG: Eserleriniz -sizin de deyiminizle- görme eylemini sorgulayarak, kör kabul ve pasif inanca alternatif bir perspektif sunuyor. Bolca yansıma, çokça detay, resim içinde birden beliren sürpriz figürler, fantastik diyebileceğimiz karşılaşmalar… Bunların hepsi aynı anda üretim öncesi zihninizde mi beliriyor yoksa bir enstantaneden başladığınızda gerisi süreç içinde mi oluşuyor?

Huri Kiriş-isimsiz-100x80cm_

HK: Kafamdaki mırıltıdan bahşetmiştim. Bu mırıltı bana soruyor: ‘Bu gerçek mi, yansıma mı, yanılıyor muyum?’ vb. Böyle başlıyor; bir kavramla. Sonra resim olarak aklımda canlanıyor ve eskiz sürecinde resim neredeyse son halini alıyor. Resmin kendisi de bu bağlamda bir rol oynuyor: Kendisi de bir yansıma, bir illüzyon. İkna edici ama bir resim olduğunu da unutturmuyor. Yani gördüğünüze inanır gibi olsanız da gerçek orada değil. Resim sonuçta biraz bez, biraz boyadan ibaret.

ÖG: Bu sergideki resimleriniz bizi doğaya davet ediyor, 1-2 istisna hariç insan figürleri genelde figüran olarak dahil oluyor sanki… Doğa, hayvanlar, özellikle kuşlar sizin için neden önemli, nasıl bir mesaj vermeyi amaçlıyorsunuz?

 Detay (Huri Kiriş-isimsiz-150x250cm)

HK: Aslında hiçbiri en önemli değil. Genel olarak resimlerimde böyle bir hiyerarşi kurmuyorum. Doğaya bakarsak insan figüran bile olamaz. Biz insan olarak kendimizi çok güçlü buluyoruz ancak dünyayı yok edecek güçte bile olsak, hatta yok etsek, doğa dediğimiz bu çok çok büyük yapıda bir çizik bile oluşturamayız. Bildiğimiz evrenden bahsediyorum. Gerisi ise insanın kendisi için duyduğu kaygıdan ibaret. İnsanlık olarak bunu kabul etmeliyiz önce: Doğayı değil kendimizi umursuyoruz ve pragmatik olup kendimizi kurtarmalıyız.

ÖG: Sergide yarattığı sert etki ile diğer eserlerden ayrılan, yüzü çamura bulanmış insan portresi -biraz fotorealistik tarzı yüzünden sanırım- beni oldukça etkiledi. İnsanın kirli bir varlık olma potansiyelini hatırlattı. Diğer eserlerinizin verdiği cennetimsi duyguların arasında bu ve bunun gibi hissettiren 1-2 eser daha var…. Neden?

Huri Kiriş-isimsiz-140x100cm 

HK: Cennet doğa, doğa ama, bizi seven ve kucaklayan ve bazen de biraz kızıp intikamlar alan doğa. Bunlar hep bizim hüsnükuruntumuz. Antropomorfize edince ehlîleşmiyor doğa. Doğada bizim dışımızda tüm hayvanların bir kürkü, zırhı, tüyü, bir kalkanı vardır. Pençesi, gagası, dişleri… bizim ise aklımız var. Ama yine de doğada hatta sokakta gördüğümüz hayvanlara bakalım, özel bir nedeni yoksa yaşlı, hasta ve ölmek üzere olan hayvanlar dışında hepsi tertemiz. Çamurda sürünen bir yılanın bile üstünde çamur göremezsiniz. Ancak insan doğaya adımını atar atmaz çamurlanır/kirlenir. Aynı aciz, hasta ve ölmeye yazgılı bir hayvan gibi. Aslan, kaplan gibi bir yırtıcı bizi öldürür diye korkmamıza gerek yoktur çünkü daha onlarla karşılaşmadan, küçücük bir böceğin ısırığıyla hayata veda edebiliriz.

ÖG: Sizce “iyi ressam” kime denir? İlla okullu olmalı mıdır mesela? Duvarlarınızda kimlerin eserleri var?       

HK: Bir yüzeye çizilen-boyanan her şey resimdir. Bunları yapan herkes de kendisine ressam diyebilir. Ressam olmak için resim yapmak yeterlidir. Ressamlığın en şahane yönü de budur zaten; resim yapmak dışında hiçbir niteliğe ihtiyacınız yoktur. Ancak nasıl ki bir evle bir gökdelen, bir köprü farklı teknik bilgi ve malzeme ister, resim yapan kişi de nasıl bir resim yapmak istiyorsa o konuda teknik ve malzeme öğrense iyi olur. Bu bir zorunluluk değil, ihtiyaçtır. 

Duvarlarımda genellikle öğrencilerimden satın aldığım küçük boyutlu işler var. Büyük duvarlar resim yapmak için lazım bana.

ÖG: Ağırlıklı uçuk ve açık tonlar kullanmanızın bir nedeni var mı? Sizi iyimser bir birey olarak tanımlayabilir miyiz?

Huri Kiriş – isimsiz

HK: Paletim her zaman ana renklerden oluşur. Dönemlere ve konulara göre renk kombinasyonlarım farklılaşır. “Sezgi Çağı” için eriyen ve belirsizliğe sürükleyen tonlar seçtim ama başka bir serimde zifiri siyahları da bulabilirsiniz. 

İyimser de kötümser de değilim. Gözlemci olarak tarif edebilirim kendimi.

ÖG: Sizin için bir sergiyi iyi yapan nedir?

HK: Resmin önünde on saniyeden fazla duruyorsanız iyidir o resim. Sergideki çoğu resmin önünde duruyorsanız sergi iyidir.

ÖG: İyi koleksiyonlarda eserlerinizin yer aldığını biliyorum. Türkiye’de bugünün resim sanatı, sanatçıları ve koleksiyonerliği (sanat yatırımı) hakkında ne düşünüyorsunuz?

 Huri Kiriş 

HK: Sanata yatırım çok yetersiz ülkemizde. Sanat alıcılarının çoğu çok varlıklı insanlar ve yatırım için, zaten yatırım değeri ispatlanmış, görece eski eserleri alıyorlar. Ekonomik durumumuzun dalgalı yapısından bahsetmeye gerek bile yok. Sanatçılar sanata koleksiyonerlerden daha fazla yatırım yapıyor. Malzemesi, atölyesi, işçiliği, okuması, verilen emek o kadar çok ki… yıllarca atölyeme gömdüğüm parayla rahatça ev araba alırdım, başkasının yanında asistan olarak çalışsam, kenara para bile koyardım. Ama beslemem gereken resimlerim oldu hep. Bu dediklerimi sanatçı arkadaşlar çok iyi anlayacaktır.

ÖG: Bildiğiniz üzere, dünyadaki çeşitli sanat organizasyonlarında yapay zekâ eserleri de ödül almaya başladı. Sizce yapay zekâ üretimlerine “sanat eseri” denebilir mi?  

Yapay zekâ, internette bulunan verinin bir ortalamasını sunuyor bize. Sanatın enstrümanlarının kullanılması işi ya da eylemi sanata dönüştürmüyor kanaatimce. Sanat insan üretimi bir eylemdir. Hayvanla insanı ayıran önemli bir özelliktir. Yapay zekâ da ileride kendisini insandan işlem gücü açısından ayırdığını iddia edebilir ama insan olduğunu iddia edemez. Tabii ilerde yapay zekanın canı sıkılır da şöyle bir şey yapayım diye kendiliğinden bir şey üretirse bir daha konuşuruz. Ama can sıkıntısını bilmeyen bir varlığın sanatla uğraşabileceğini düşünmüyorum.

ÖG: Gelecekteki sanatsal hedefleriniz nelerdir? Ulaşmak istediğiniz bir nokta var mı?

HK: Sanatçı olarak bulunduğum yerden çok mutluyum. Canım neyi isterse yapabilirim. Her gün yeni bir gün benim için. Gençken büyük, dünya çapında bir sanatçı olmak gibi şeyler vardı hayatta. Şimdi ise sadece resim yapabilmek önemli. 

Çok teşekkür ediyorum. Sizi tanımak çok güzel ? 

Instagram

Web

Linkedln

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir